8 Ocak 2009

kedi hikayesi -1-

epey bir zamandır, sabahları işe giderken, öğlenleri eve gelirken, öğlenleri işe dönerken, akşamları eve gelirken, yassı üst komşuya çaya giderken, gece üst komşudan çaydan dönerken, bir gün ayağımın altında kalıp bağırsakları çıkması muhtemel(!) arsız mı arsız sırnaşık mı sırnaşık laf anlamaz mı anlamaz bir kedi vardı... dişi mi erkek mi bilmediğim... Zat-ı Alilerini kazaren ezip vıcığını çıkartma endişemden ziyade, bir gün farketmeyip benim tepetaklak düşmeme neden olacak bu sırnaşık pişkin yüzsüz arsız kediye zamanla alışmıştım, hatta işten çıkıp saatimi bile takip edip patileriyle ennnn dış kapıyı tıklatır olmuştu. çoğu kez şöyle orta oktavda okkalı bir tekme atsam, bir daha beni takip etmez sabah akşam böylece ne ben onu ezmek durumunda ne de ben düşmek durumunda kalırım diye düşününür ama günah olur düşüncesiyle vazgeçer bir gün nasılsa vazgeçer bu huyundar diyordum. Huyundan vazgeçsin diye de zırnık koklatmıyordum, yemeğin artanlarını bile taaa uzaklardaki çöpe üşenmeden götürüp atıyordum sırf kapımın önünde kurduğu hayatı terketmesi için.

bu arsız sırnaşık kedi acaba benim içimdeki diğerlerinin özellikle 2008'de bana ellerinden gelen kötülükleri yapmayı esirgemeyen çevremdekilerin görmediği iyi kalbi mi görmüştü de beni böyle annesi bellemiş, ona kol-kanat germem, onu sahiplenmem için yaltaklanıp duruyordu?
...

(arkası paşa gönlüm ne zaman isterse)

Hiç yorum yok: