28 Ekim 2008

TV yeni frekansları-Mersinli küçük oğlan - 1



Sağır sultan duymuş da 27 Ekim saat 2'de frekanslar değişcek diye bir ben duymamışım derken, dün, birinin daha duymadığını duyunca tek sağırın ben olmadığı fikriyle ferahladım. Anlamadığım pekçok şey içinde bu uydu bulma, anten ayarları başsırada. Bu yeni frekanslar meselesi ile doğrudan uğraşmamaya karar verdim bu yüzden. Çevremde sırf bir pi3,14 ü var diye erkek geçinen birinden yardım istedim 1 saat uğraştı, boşa çay demlediğimle kaldım yapamadı. Sonra başka bir πpi si var diye "erkek" olan arkadaşımdan yardım istedim - pek de ümit taşımayarak, o da uğraştı olmadı, beraber geldiği 4 yaşındaki güya çocuk ama gerçekte evimi çöplüğe çevirme uzmanı kızını da beraberinde getirdiğinden o kadar yoğunluğumda zor bela zahmetle temizlediğim toparladığım evimden oldum, canavar kız her yeri batırdı, çöplüğe çevirdi. İnsanın böyle belli bir yaştan sonra toleransı kalmıyor galiba. Bu tekil kedi için "çocuk" epey uzak bana. İnsanın şalterlerini attırır bunlar.

Ne diyordum, bu sabah çareyi reciever'ı tv.cuya göndermek oldu. Adam 5 dk.ya yapmış hemen gönderdi ama fişleri soketleri çıkarırken iyice bakmama rağmen yine yalnış şeyi yalnış yere soktuğumdan herhalde tv yine çalışmıyor. Bugün de haberleri izleyemeyeceğim anlaşılan. Şu 2 gün önce seyrettiğim Mersinli 9 yaşındaki erkek çocuğunun akibetini merak ediyordum oysa. 2 gündür kafamı meşgul eden. Bayılmış sınıfta. Öğretmeni sağlık ocağına götürdüğünde açlıktan bayıldığı ortaya çıkmış. Baba hapiste, evde 4 kardeş. Yiyecek yok, kuru betonda oturuyorlar. TV.culara biri haber uçurmuş, doluşmuşlar biçarelerin evine. Oğlan küçük ellerini yüzüne kapatıyor utancından. Haberi belki tekrar yayınlarlar diye bekliyordum oysa 2 gündür, bu frekans meselesi yüzünden seyredemedim. Hangi kasabada yaşıyor hangi okula gidiyor haber üzerine bir yardım yapılmış mı merak ediyordum. "...tv.da yayınlanması üzerine kaymakamlık gıda ve yiyecek yardımı yaptı, bir hayırsever eğitimlerini üstlendi vs." türünden bir haber. Eğer ses çıkmazsa karınca kararınca birşeyler göndermek istiyordum Mersin'e onlara.

Mersinli küçük oğlan ve kardeşlerinden haber alamadım. Mersinli birine rica ettim, o araştıracak bakalım. 2 gündür uyuyamıyorum, her gün bir mazeretim var. Son 2 gün de sanki bu mazeret benim uykusuzluğuma. Bulamaz isem onları, önüme çıkan ilk ağlayan sümüklü bir oğlana vereceğim onun için ayırdığım nacizane parayı ki beni sümüklü oğlanlar çok çabuk kandırır oldular son yıllarda...

Mersinli arkadaş da epey uğraşmış anladığım kadarıyla bu tv ve frekans meselesi ile. Ellerim kirlendi diyor. Mersinli oğlanın ve kardeşlerinin hikayesini ona anlatmıştım. Ellerim kirli olmasa ben de kapatırdım yüzümü diyor. Oysa o küçücüğün elleri akpak ve yüzünü kapatıyor. Utancından. Utanması gereken son kişi bile değilken. Bu yüzyılda bunlar yaşanıyor, aklım dimağım almıyor. Bizlerden kesilen vergiler elektrik, su, okul olarak gitmiyor mu. Kaymakamlık mıntıkasında yaşayanları bilmiyor mu. Hakim, savcı babayı hapsederken çocukları da mı hapsediyor yoksulluğa. Oranın karakolu, jandarması yok mu. Günlerdir 4 çocuğun aç kaldığı bir evden bihaberler mi. Bizler, dağları deliş deşik etmeyi biliyoruz teröristlerin saklandıkları yeri bulmak için ki onların dağları var, ya Mersinli oğlan nerelere sığınsın, kardeşleri nerelere sığınsın, hele o güzel kız nereye sığınsın, hangi gözleyen hoyratlara...

oy dağlar, vay dağlar, yürekleri dağlar, devlet baba dediklerimiz bizi oyalar da oyalar.

Hiç yorum yok: