23 Eylül 2008

Köhne İskele


Çocukluğumun kağıt gemileriydi
Apamya'nın sularında kirlenen
ateş böceklerimdi peşine düşen
köhne iskeleden
ve biliyor musun ki
o omuzlarından kayıveren
taa çocukluğumun parkasıydı
çelik çomak bahçende
ayaklarının altında eziliveren

Benden geriye
öpemeyeceğin maviler
yetim pespembeler
kekeç sözler bıraktın

Aşkın
darası kendinden ağırmış
taş bebeğim
çıkla ekmeğim
en ak sabunlarım
su kenarlarında çalınmış

Sustur komşuları
hiçbir şeyin yanıtını bilmiyorum
koca bir kentin altında kalmışım
acıkmaktan çok doygunum

Öylece dolaşırım
yılkı atı toynaklı yalnızlığım
ki balıklar kadar sessiz
zor seven
ki balıklar kadar yangın
çarçabuk seven

Sen
terlemiş vücutsun
sen mavisin
bir dokunuşta sevilen
ben siyahım
günü batan
ve hep susan
kara koca gözlü bir gelin
içi dışından kopan
yine de gözleyen
yine de sevdalı
iskelede terk edilen
ölse ayıp
sevse ayıp

“Seni seviyorum”ların düştü yollarına
yapıştılar mı ayaklarına
içinden gülüp alay ettin mi benimle
kaçınca sahibiydim onların

Ocağa koyduğun çay
ayrılıktı
baştan demlemiştin değil mi

Kovanda
çırpınan yürek
tek benimki değildi besbelli

Hatırlıyor musun?
terkedişinden
bir önceydi
sımsıkı sarılmıştın bana
çatı katında
deniz kokulu odada
hani imsakında terk edecekmiştin ya zaten
işte o gece
hiç uyumadım
seni izledim hep
tüm şeb
o geceye kanmış
merhabanı merhaba sanmıştım
masumiyetim yok
mazeretim de

...çocukluğuma ver

Hiç yorum yok: