Yeniyıl, eski iykankar hallerimi de sırtına yükleyerek öyle bir tepeme bindi ki. Ocak ayının nerdeyse her günü ya ben birine sataştım ya biri bana sataştı. Sadece bir hatfasonu evden çıkmadım hastayım diye ondada rüyamda birileri beni boğuyordu ben de yüzünü ısırıyordum katilin, bir şekilde yine sataşma yaşandı ve yaşanıyor da... Hal böyle iken bir turşu düşkünlüğü sardı beni. Her "iğrenç" nitelendirdiğim günün akşamı 100 yıllık Rus kristal karaf takımım ile turşu suyu içiyorum, acı biberleri yana yana yiyorum.
Türk insanı ile turşu çok örtüşüyor. Yanarız tutuşuruz buruşuruz yine de acıların insanı olmaktan geri kalmayız.
22 Ocak 2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder