annemin kömürlüğe attığı hatıralarımı kurcalıyorum, ders notları, karneler, okul yıllıkları, kitaplar, fen liselerine hazırlık kitapları, üniversite hazırlık kitapları ve son olarak AÖF yardımcı kitapları. eğitimimin pek de parlak olmayan geçmişi.
kömürlükte talaş ve odunlara karışmışlar. kurtarabildiğimi kurtarıyorum. bir yandan da "ben bunları sizlere emanet etmiştim, kömürlüğe atın yakın diye değil" serzenişinde buluyorum, kimse umursamıyor. cahit sıtkı tarancı'nın koyduğu yaş limitini geçmiş, bekar ve çocuksuz biri olarak kimse tınmıyor, baba ocağında bile.
ağzımı burnumu kapatıp talaşları eşelemeye devam ediyorum. karnelerim elime geliyor, ilk olarak ilkokul karnelerim. çalışkanlar ilkokulu. çinçin mahallesi'nin okulu. hani şu google'in ve polislerin hiç giremediği iftirasına uğrayan, gerçekte ise fakir fukaranın yaşadığı, ülkemizin yüzlerce semtinden farkı olmayan bir semtin okulu.
ilkokul 1'nci sınıf karnem: sararmış. Atatürk'ün kanefiçe işlemeli bir resmi var üzerinde siyah beyaz. öğrenci gelişim karnesi yazıyor. 1-K. okulun açık olduğu gün sayısı 96, öğrencinin gelmediği günsayısı 36 yazıyor. nerdeyse yaşım. daha dün işyerinde "bu sene saysam 60 günü buldu izniniz" diye kafamı ütülemiyor muydu biri? hiçbir dersim "iyi" veya "pekiyi" değil. davranışlar bölümü var yan sütünde, maalesef onların da biri hariç hepsi "orta". "kurallara uyumu" PEKİYİ nedense. daha dün yaya geçidinden geçmek isterken beni takmayan şoföre ana avrat küfretmemiş miydim (içimden) ? Daha dün, geçtiğimiz bayram tatilinde 5 gün izin kullandım diye, aslında 7 haftasonunda bir gelmesi gelen nöbetim, tatil dönüşümde üst üste 3 haftasona yazılmış ve iş arkadaşlarımın attığı sayısız kazıklar gibi buna da ses çıkaramamış mıydım? Sırf imzalı her evrakın "kurallara uyum"lu hazırlandığını sanmamdan ötürü...
Türk öğün, çalış, güven - Kemal Atatürk diye bitiyor karne.
kömürlükte talaş ve odunlara karışmışlar. kurtarabildiğimi kurtarıyorum. bir yandan da "ben bunları sizlere emanet etmiştim, kömürlüğe atın yakın diye değil" serzenişinde buluyorum, kimse umursamıyor. cahit sıtkı tarancı'nın koyduğu yaş limitini geçmiş, bekar ve çocuksuz biri olarak kimse tınmıyor, baba ocağında bile.
ağzımı burnumu kapatıp talaşları eşelemeye devam ediyorum. karnelerim elime geliyor, ilk olarak ilkokul karnelerim. çalışkanlar ilkokulu. çinçin mahallesi'nin okulu. hani şu google'in ve polislerin hiç giremediği iftirasına uğrayan, gerçekte ise fakir fukaranın yaşadığı, ülkemizin yüzlerce semtinden farkı olmayan bir semtin okulu.
ilkokul 1'nci sınıf karnem: sararmış. Atatürk'ün kanefiçe işlemeli bir resmi var üzerinde siyah beyaz. öğrenci gelişim karnesi yazıyor. 1-K. okulun açık olduğu gün sayısı 96, öğrencinin gelmediği günsayısı 36 yazıyor. nerdeyse yaşım. daha dün işyerinde "bu sene saysam 60 günü buldu izniniz" diye kafamı ütülemiyor muydu biri? hiçbir dersim "iyi" veya "pekiyi" değil. davranışlar bölümü var yan sütünde, maalesef onların da biri hariç hepsi "orta". "kurallara uyumu" PEKİYİ nedense. daha dün yaya geçidinden geçmek isterken beni takmayan şoföre ana avrat küfretmemiş miydim (içimden) ? Daha dün, geçtiğimiz bayram tatilinde 5 gün izin kullandım diye, aslında 7 haftasonunda bir gelmesi gelen nöbetim, tatil dönüşümde üst üste 3 haftasona yazılmış ve iş arkadaşlarımın attığı sayısız kazıklar gibi buna da ses çıkaramamış mıydım? Sırf imzalı her evrakın "kurallara uyum"lu hazırlandığını sanmamdan ötürü...
Türk öğün, çalış, güven - Kemal Atatürk diye bitiyor karne.
ilkokul 2'nci sınıf karnem : . hem sararmış hem yıpranmış. epey ellenmiş anlaşılan. Kanefiçeye işlenmiş Atatürk portresi yok bu kez kapağında.
2-C sınıfım. Okula "0" geç gitmişim. Okula "3" gün gitmemişim. Döve döve yolladılar galiba bizimkiler diyorum. hayat bilgisi "başarısız", orta bile değil. Belli diyorum özeleştirisel, Cahit Sıtkı'nın koyduğu orta yaş sınırını geçtim hâlâ tekil'im. çocuksuzum. bir sapa kadın olamadım.
matematik "başarısız", geçer bile değil. Belli diyorum 8 senedir yurtdışında çalışıyorum ve işyerimdeki birinin deyimiyle Türkiye'de genel müdürün aldığı maaşı almama rağmen hala bir arabam yok. "ona buna" dağıtıyorum aynı kişiye göre. o bu dedikleri: yediği el kadar ekmek olan annem, ağzında üçbeş dişi kalan babam, şizofren, evli ve çok çocuklu kardeşim, veresiye iş yapıp parasını piyasadan almayı başaramayan saf öbür kardeşim. alırdım belki bir araba, hatta BMW. ama o zaman ben ben olmazdım. varsın ego otobüslerine talim edeyim, Erken Gidip Oturayım koltuklarına. boşverrrrr. hala diyen yiğenlerim aklıma geliyor. onlar için serap halayım galiba. bir görünen bir kaybolan. özledim onları.
2-C sınıfım. Okula "0" geç gitmişim. Okula "3" gün gitmemişim. Döve döve yolladılar galiba bizimkiler diyorum. hayat bilgisi "başarısız", orta bile değil. Belli diyorum özeleştirisel, Cahit Sıtkı'nın koyduğu orta yaş sınırını geçtim hâlâ tekil'im. çocuksuzum. bir sapa kadın olamadım.
matematik "başarısız", geçer bile değil. Belli diyorum 8 senedir yurtdışında çalışıyorum ve işyerimdeki birinin deyimiyle Türkiye'de genel müdürün aldığı maaşı almama rağmen hala bir arabam yok. "ona buna" dağıtıyorum aynı kişiye göre. o bu dedikleri: yediği el kadar ekmek olan annem, ağzında üçbeş dişi kalan babam, şizofren, evli ve çok çocuklu kardeşim, veresiye iş yapıp parasını piyasadan almayı başaramayan saf öbür kardeşim. alırdım belki bir araba, hatta BMW. ama o zaman ben ben olmazdım. varsın ego otobüslerine talim edeyim, Erken Gidip Oturayım koltuklarına. boşverrrrr. hala diyen yiğenlerim aklıma geliyor. onlar için serap halayım galiba. bir görünen bir kaybolan. özledim onları.
Türk öğünME, çalış, güvenME!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder